Batı Afrika fil balığı (Gnathonemus petersii), Afrika’nın 270C’lik sıcak ve çamurlu sularında yaşar.

İsmini, baş şekillerinin fil burnuna benzemesinden alan bu balıklar, yemek bulmak, karanlık ve bulanık sularda yönlerini tespit etmek için zayıf elektrik alanlarını kullanırlar.

Düşük elektrikli bu balıkların başları üzerindeki çıkıntılı kısım, elektrik algılayıcıları ile kaplıdır.

Alınan elektrik sinyallerinin birleştirilmesi çok fazla işlem gücü gerektirir; fil balıkları balıklar aleminde en ağır beyne sahip olanlardır.

Bu türde beyin o kadar büyük ve aktiftir ki, balığın kendi metabolik enerjisinin %60’ını kullanır. Bu da insanlardakinin 3 katı bir değerdir.

Canlının elektrik sinyali yayan elektrik organı ise kuyruğunda yer alır. Balık yolunu, kuyruk tarafındaki kaslarından düzenli olarak yaydığı elektrik sinyalleri ile bulur.

Normal şartlarda, dakikada yaklaşık 500 sinyal yayar. Fakat suyun kirlilik oranı arttıkça dakikada ürettiği sinyal sayısı 1.000’i aşabilir.

Düşük elektrikli fil balıklarının baş kısmı elektrik algılayıcılarıyla kaplıdır.
Canlı, yemek bulmak ya da karanlık ve bulanık sularda yönünü tespit etmek için zayıf elektrik akımlarını kullanır.

İngiltere’nin Bourmounth şehrinde kirliliği ölçmek için, fil balıklarından faydalanılarak yapılan dedektörler kullanılmaktadır.

Bourmounth’daki bir su şirketi, Stour nehrinden aldığı su örneklerini 20 fil balığının kontrolüne vermiştir.

Her balık nehirden gelen su ile doldurulmuş bir akvaryumda yaşatılmaktadır.

Akvaryumlardaki alıcılar sinyalleri alıp bağlı oldukları bilgisayarlara iletmektedir.

Eğer su kirli ise balığın artan sinyalleri tespit edilerek bilgisayar aracılığı ile alarm verilmektedir.

Eğer bir balık, bir bilim adamına ilham kaynağı olabiliyor ve teknik bir mükemmellik sergiliyorsa; insanların üstesinden gelemediği bir soruna üstün sistemleri ile çözüm olabiliyorsa, canlının yaratılışında düşünülmesi gereken bir olağanüstülük olduğu ortadadır.

Böyle mükemmel bir yaratılışın kör tesadüflerin, şuursuz rastlantısal süreçlerin ürünü olması elbette ki mümkün değildir.

Bugün bilim adamlarının taklit ederek faydalanmaya çalıştıkları bu üstün mekanizma, Allah’ın sonsuz aklının, ilminin ve yaratma sanatının sayısız örneklerinden biridir.

Yüce Allah örneksiz ve kusursuz yaratmaya kuşkusuz ki kadirdir. Rabbimiz’in kadrini ve yüceliğini takdir edemeyenler, Yaratılış’taki sanatı ve olağanüstülüğü görmediklerinden değil, içine daldıkları büyüklük hissinden dolayı yanılgıdadırlar. Bir ayette bu durum şöyle haber verilmektedir:

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (Araf Suresi, 146)

Oysa büyüklük yalnızca Yüce Allah’a aittir:

Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Casiye Suresi, 37)

Paylaş